Diğer Haberler Son Dakika 

BİZİ ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR!

       Sözlükte “bir kimseyi yanıltmak, aldatmak, tehlikeye atmak” anlamındaki tağrîr; fıkıh terimi olarak, alım-satım ve sözleşmelerde taraflardan birinin ya da onunla irtibatlı üçüncü kişinin söz veya davranışı ile diğer tarafı kasten aldatmasını ifade eder.

       Hile ve sahtekârlık yaparak insanları aldatmak, dünyevî ve uhrevî sorumluluk gerektiren bir davranış olduğu gibi, bu yolla elde edilen kazanç da haramdır. Satıcının, muhatabını aldatmak amacıyla sözleşmeye konu olan malda, kendisi tarafından bilinen bir kusuru açıklamayıp susması da bir aldatmadır. Bir satım akdinde mal sahibiyle anlaşmalı üçüncü kişinin satın almak niyeti olmadığı halde, gerçek müşterileri kandırmak için alıcı gibi görünüp satışa arz edilmiş mala değerinden fazla fiyat teklif etmesi de bir aldatma şeklidir.

       Hz. Muhammed (s.a.s.), Allah’ın elçisi olmasının yanı sıra İslam devletinin de başkanıydı. Bu yönüyle bazen ashabına nasihatler eder, bazen uyarılarda bulunur, bazen de onları denetlerdi. Bir gün Medine pazarında dolaşırken bir tahıl satıcısının yanına geldi. Elini tahıl yığınının içine daldırınca parmakları ıslandı. “Bu ıslaklık da nedir?” diye sordu. Satıcının, “Yağmur yağmıştı, o yüzden ıslandı ey Allah’ın Resulü!” cevabına karşılık şöyle buyurdu: “Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Bizi aldatan bizden değildir!” (Müslim)

       Bu hadisi şerifi yorumlayanlar derler ki, bir müminin diğerini aldatması; dinden tamamen çıkmış olmayı gerektirmediğine göre, bu “bizi aldatan bizden değildir” ifadesinin anlamı şu olmalıdır: “Bizim gibi değildir, ahlakı mümin ahlakı değildir, tam bir mümin değildir.” Ancak, aldatmanın ucu mümin olmaktan gerçekten çıkmaya kadar da gidebilir. Çünkü yine Rasûlüllah (s.a.s) buyurur ki: “Münafığın işaretleri üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman cayar, güvenildiği zaman hıyanet eder” (Buhari). Bunlar münafıklığın temel özellikleridir. Bir müminde bu özellikler bulunsa inanç açısından ona hemen “münafıktır” hükmü verilemez, çünkü münafık kâfirden de kötüdür, ama bunlar onu bir müddet sonra gerçekten münafık yapabilir. Tıpkı mikrop öldürücüdür önermesi doğru olmakla beraber, mikrop bulaşan herkesin ölmediği gibi. Ama çaresine bakmazsanız bir süre sonra mikrop sizi öldürebilir. “Bizi aldatan bizden değildir” demek de böyledir.

       Aldatmak; bir şeyi olduğundan farklı göstermek, mahiyeti veya niteliği hakkında eksik ya da yanlış bilgi vermek, yanıltmak, kandırmak, ihanet etmek, sadakatsiz davranmak, hile yapmak, tuzak kurmak gibi anlamlara gelmektedir. Aldatmak bu açıdan; doğru sözlülük, vefa, sadakat gibi olumlu hasletlerin zıddı olup Müslüman bireylerde bulunmaması gereken bir özelliktir. 

       Aldatmak, münafıkların en temel özelliği olduğu gibi ölçüde ve tartıda aldatmalarıyla meşhur olan Medyen halkının da helak sebeplerinden birisidir. Ayrıca Kuran’daki bir surenin “aldatıcılar” (Mutaffifin) diye isimlendirilmesi, söz konusu davranış hususunda Müslümanların ne kadar hassas olmaları gerektiğine işaret etmektedir.

       Hangi alanda olursa olsun her türlü aldatma (savaşta düşmanı yanıltmak gibi birkaç istisna dışında) günahtır ve kul hakkı ihlalidir.  Satacağı malın kusurlarını gizlemek, yakınından kalan maaşı alabilmek için göstermelik boşanmak, daha az vergi ödemek için düşük gelir beyan etmek, hasta olmadığı hâlde işe gitmemek için rapor almak gibi davranışlar aldatmaya yöneliktir ve “Bizi aldatan bizden değildir” hadisinin tehdidine muhatap olmaya neden olabilecek davranışlardandır.

       Peygamberimiz’in (s.a.s.) tanımladığı gibi; “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.” “Mümin, halkın can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir” (Tirmizi, Nesâi). Bu sebeple, şerefli olarak yaratılan bir insanın, yine aynı güzellikle yaratılan başka bir insana karşı dürüst davranmaması, her şeyden önce Yaratan’a karşı saygısızlık olacaktır.

       Aldatmak, yalanla eş anlamlı olup karşı tarafı yanıltmak, hile ve oyuna getirmek, kandırmak, dolandırmak, sözünde durmamak demektir. Aldatmak, birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemektir. Aldatmak, hayatı paylaşıldığı eşe karşı sadakatsizlik etmek demektir. Hangi şartlar altında olursa olsun; hiçbir kimsenin, kimseyi veya herhangi bir canlıyı aldatma hakkı yoktur. Zira dinî geleneğimiz, hayvanları aldatmayı bile hoş karşılamamıştır. Bu dünyada insanları aldatmak mümkündür; fakat ilmiyle her şeyi kuşatan Allah’ı aldatmak asla mümkün değildir. Başkalarını aldatmak için yola çıkanlar, aslında kendilerini aldatmaktadırlar. Bu gerçek yüce kitabımızda şöyle ifade bulur: “Onlar Allah’ı ve inananları aldatmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değildirler” (Bakara 9). “Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatma ustası da (Şeytan) Allah hakkında sizi kandırmasın” (Fâtır 5).

       (Yararlanılan Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi, Prof. Dr. Faruk Beşer-Bizi Aldatan Bizden Değildir, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Halil Kılıç- Aldatan Kendini Aldatır, Mustafa Hamdullah Ergin-Bizi Aldatan Bizden Değildir,

       Hazırlayan: Bahtiyar Budak–Emekli Edebiyat Öğretmeni

En son Haberler